Körlük - Bilgiliyorum

Körlük ve José Saramago’ya Genel Bakış

Kitap

José Saramago 1922 doğumlu; yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci aynı zamanda 1998 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibidir. Orijinal adı “Ensaio sobre a cegueira” olan; dilimize “Körlük” olarak çevrilmiş 1995’te yayınlanan kitabı, yazarın en ünlü kitaplarından biridir. 2008 yılında sinemaya da taşınmıştır. 

Çevirisini Işık Ergüden’in yaptığı versiyonu oldukça başarılı. Yazarın tarzından uzaklaşmadan dilimize uyarlanmış. Konusu, “beyaz körlük” olarak adlandırdıkları bir salgın karşısında insanların bu salgınla başa çıkmaları olan bu roman; özellikle içinde bulunduğumuz pandemi süreci ile yakından ilgili olduğundan okuyucuların da ilgisini çekiyor.


Körlük Kitabı Bilgiliyorum.com
Körlük Kitabı – Bilgiliyorum.com

‘Beyaz Körlük’

Evine ulaşmaya çalışırken trafik ışığı yeşile döndüğünde birden kör olan bir adamla olay örgüsü başlıyor. Ne olduğunu anlayamayan panik halindeki adama iyi niyetli bir hırsız yardım ediyor ve onu evine kadar götürüyor. Ancak iyiliğine karşılık adamın şüpheci tavrı ile karşılaşınca çıkarken arabayı da beraberinde götürüyor. Araba hırsızı bir yandan adamın halini düşünüp vicdan azabı duyarken bir yandan da mahalleyi turluyor, daha sonra arabadan inip birkaç adım attıktan sonra kör oluyor.

Yaşlı adamı, karısı göz doktoruna götürüyor; bekleme odasında diğer hastalarla beraber sıralarını bekliyorlar. Doktor adamın gözünde testlere göre hiçbir sorun olmadığını görüyor, bu konuyu araştırıp sonrasında iletişime geçeceklerini söylüyor. Eve giden doktor karısına durumu anlatıyor ve neler olup bittiğini anlamak için araştırma yapmaya devam ediyor. Genel körlük tanımının aksine her şeyi bembeyaz bir boşlukta gördüğünü söyleyen adama yardım edebilecek hiçbir şey bulamayan doktor kitabını rafa kaldırırken kör oluyor.

Karısına bu durumu söylese de karısı onu bırakmıyor, yetkilileri arayıp bulaşıcı bir hastalık olabileceği uyarısında bulunuyorlar. Yetkililer başta ciddiye almasalar da çeşitli yerlerden gelen ihbarlar sonucu tüm körleri bir yerde toplama kararı alıyorlar. Aslında kör olmayan doktorun karısı eşini bırakmamak için arabaya bindiği an kör olduğunu söylüyor. 

Toplanan tüm körler eski akıl hastanesi binasına yerleştiriliyor.  Devlet, öncelikle bu salgını küçük görme ve ebedîleştirme çabasıyla “beyaz körlük” olarak adlandırıyor. Salgının yayılma hızı ve şekli kontrol edemeyecekleri boyutlara ulaştığında, akıl hastanesine insan yerleştirecek yer kalmadığında ve körler kaçmasın diye başlarına diktikleri silahlı askerler de tek tek kör olmaya başladığında; devletin tavrı, varlığının sorgulanması ve otorite kavramları tekrar tartışmaya açılıyor. 

İnsanların günden güne bencil, ahlaksız, doyumsuz varlıklara dönüşüne şahit oluyoruz. Bir duyusunu kaybedenlerin aynı zamanda tüm değerlerini, kimliklerini ve normallerini kaybettiklerini görüyoruz. Gözleri görmüyorken aldatanlar, aşık olanlar, zulmedenler, öldürenler; tekrar görmeye başladıklarında eski hallerine dönebilecekler mi?


Neden Okunmalı?

Aslında fikir sahibi olduğumuzu sandığımız birçok değeri tekrar sorgulatan bir roman. Ahlak başkaları gördüğünde yaptığımız hareketler bütünü müdür yoksa kimse görmese de aynı tavrı sergiler miydik? Temizlik, giyim, bakım dışarıdaki insanların hakkımızdaki düşüncelerini önemsediğimiz için dikkat ettiğimiz özellikler midir, kimse bizi göremiyor olsa aynı şekilde rutinimize devam eder miydik? Yalan söylemek veya birini öldürmek insanın düşünce sistemi içinde haklı çıkarabileceği durumlar mı, kesin çizgiyi çizmek mümkün mü? Bu sorulara kendi çapınızda cevap ararken José Saramago’nun bunlara yanıtlarını Körlük’te bulabilirsiniz. 


Düşüncelerim

Her seferinde daha kötü olamaz, insanın kötülüğünün de bir sınırı vardır, tüm değerlerini kaybetmek şartlar ne olursa olsun mümkün değildir şeklinde inkarlarla olanları hayretler içinde okudum. Ama bir yandan da bunların yaşanabilecek şeyler olduğunu ve insanların içlerindeki dürtülere teslim olduğunda her şeyi yapabileceklerini biliyordum. Bunu bilmek de kitapta okumak da biraz ağır hissettirse de gerekli bir hatırlatma oldu. 

Kendinizle ve insanlığa olan bakışınızla ilgili yapılması şart bir konuşma gibi düşünerek okunması gereken bir kitap.

“Asıl körlük, umudun tükendiği bu dünyada yaşamaktı.

“Kötü kader diye bir şey yoktur; 21. yüzyıl vardır ve bu yüzyıl bir kelebeği bile intihar ettirebilir.”


İncelediğimiz ve yorumladığımız diğer kitaplara bakabilirsiniz.